Sayfalar

7 Ocak 2013 Pazartesi

Bodrum Ortakent Deve Güreşleri

Pazar günü Bodrum Ortakent'de deve güreşleri yapılacağını duymuştuk.Deve güreşi aslında hiç duymadığımız birşey değildi ama hiç seyretmemiştim.O gün hava biraz kapalıydı,gidelim mi gitmeyelim mi derken kendimizi deve güreş arenasında bulduk :) Bu kadar deveyi hiç bu kadar bir arada görmemiştim.


Renk renk kıyafetlerle süslenmiş develer güreş için sıralarını bekliyordu.Yağlı güreşler gibi onların da cazgırları var.Güreşen develer tek hörgüçlü dişi develerle çift hörgüçlü erkek develerin çiftleşmesiyle doğan adına "Tülü" denilen erkek develermiş...


Güreşler dört farklı boyda yapılıyor,galibiyet  rakibi kaçırtarak,bağırtarak veya yıkarak elde ediliyor :))


Güreşler aslında bir festival içinde yapılıyor.Güreşlerden ziyade seyirciler çok daha ilginç.Kimileri kurulmuş seyyar meyhanelerde birçok meze eşliğinde rakılarını yudumlarken kimileri de kurdukları mangallarda deve etlerini pişiriyorlardı.Bu arada rakı sofralarına zurna ve davul çalan müzisyenler de eşlik ediyordu. 


Bu festival daha önceleri trakyada gördüğüm kırkpınar ve kakava festivallerine çok benziyordu,yani trakya ve ege kültürü bence birbirine çok yakın... 


Güreşler çok ilginç ve bence o kadar da komikti :) develer birbirlerini boyunları ile alt etmeye çalışıyorlardı...


Tahminimizden çok daha fazla seyircisi olan güreşler ve izleyenlerin renkli görüntüleriyle gerçekten görülmeye değer bir aktiviteydi...


Güreşleri izledikten sonra bölgeye gelirken yol kenarlarında uzanan bir çok mandalina bahçesi aklımızda kalmıştı :)


Güreşlerden sonra dönüş yolunda bizi bekleyen mandalina bahçelerine daldık ve hiç bugüne kadar yemediğimiz kadar mandalinayı yiyip bitirdik :)


İsterseniz yazımın geri kalanında sizleri deve güreşlerinde çektiğim fotoğraflarla başbaşa bırakayım,ne demişler fotoğraf en iyi anlatım aracıdır :))
























































































































5 Ocak 2013 Cumartesi

İlk izlenimler

Daha önce yazdığım gibi kısa bir süre önce uzun yıllardır hayalini kurduğumuz Bodrum'da yaşamaya başladık.Metropollerde yaşamış birisi olarak kısa süre olmasına rağmen burada yaşamak bana çok kolay geldi.

Herşeyden önce trafiğin ve gürültünün hayatımızın çok önemli bir kısmını nasıl dumura uğrattığını sinir sistemimizi bozduğunu fark ettim.Burada trafik diye bir dert yok,yolda geçen zaman diye bir şey yok...

Gün uzun ve huzurlu,insanlar sakin ve doğal,samimiyet var...

Buraya gelirken arabamı satmıştım,arabasız yaşamak burası için çok geçerli bir yaşam tarzı.


En uzun yolculuk 15 bilemediniz 20 dk.sürüyor.Bu mesafeler için scooter en elverişli ulaşım aracı durumunda.Arabası olanların bile birer tane motorları var,arabalarını çok nadir kullanıyorlar.15 gün önce scooter'umun deposunu 20TL ye doldurtmuştum sürekli dolaşıyoruz hala yarım depom dolu :)) Marketlere,alışveriş merkezlerine pazara hep motorla gidiyoruz.

Evimizin hemen aşağısında pazar kuruluyor özellikle milaslı pazarcılar geliyorlar,sebze bol ucuz herşeyden önemlisi tadı var :) hele çintar mantarına bayıldık...bu mantar kış aylarında çam diplerinden çıkıyormuş akdenize özgü bir mantar türü...Beslenme düzenimiz değişmeye başladı,daha çok sebze,gerçek süt ve yumurta :)) bol bol mandalina...

Havalar çok iyi gidiyor,ısıtma aracımız elektrikli ısıtıcılar.Herkes montla dolaşıyor,uzun paltolarımızı kullanmayacağımızı şimdiden anladık.

Bodrum'da her türlü yaşam tarzı bir arada bulunuyor,bir anda kendinizi metropol hayatını hatırlatan dev alışveriş merkezlerinde bulurken bir anda köye ve dağ hayatına dönebiliyorsanız,yani canınız ne isterse :))







26 Aralık 2012 Çarşamba

Bodrum'da yeni yaşama başlangıç

Değerli Okurlarım;

16 Aralık itibarı ile Bodrum'da yaşamaya başladık.Yaklaşık 10 gündür evimizin eksikliklerini giderme ve yerleşmeyle uğraşıyoruz,sanırım bu faaliyet sürekli olacak :)

Burada günler uzun ve boş zamanım çok olduğu için işlerin büyük bir bölümünü zevkle kendim yapıyorum.Yani evimizin elektrikçisi,su tesisatçısı,duvarcısı,boyacısı,bahçıvanı olarak aklınıza gelen tüm tamirat işleri ile ben uğraşıyorum.Bu arada çok ustalaştım diyebilirim :))

Bodrum'da küçük işler için bile tamirciler yüksek fiyat istiyorlar.Hem bu masraflardan kurtuluyor hem de eğleniyorum.

Bu arada komşuluk ilişkileri İstanbul'a göre çok iyi durumda,tüm komşularımızla şimdiden görüşmelere başladık,kimi bu süreçte bize sıcak kahve,tost vs.getirirken bazıları da ihtiyacımız olursa arabalarını çekinmeden alabileceğimizi söylediler,sağ olsunlar hepsini şimdiden çok sevdik.

10 gündür hemen hiç klakson sesi duymadım,evimizden hiç bir araç sesi duyulmuyor,sadece ördek,kuş ve horoz sesleri duyuluyor.

Evimizin hemen yakınında bir çiftlik buldum,günlük süt yumurta ihtiyacımızı karşılamaya başladık,unuttuğumuz süt ve yumurta tadını yeniden hatırladık.

Burada kışın ortası sayılacak bir dönemde havalar çok iyi gidiyor,hatta dün denize girenler bile olmuş.Arada bir Bodrum merkeze gidiyoruz,trafik derdi yollarda sinir harbi yok,bu arada bir de scooter edindik,çok keyfli,burada en popüler ulaşım aracı.Benzinciye gidip,abi full yap dedim 20TL tuttu,şaka gibi :))

İnsanlar çok sıcak kanlı ve konuşkanlar,hemen sohbete hazırlar,minibüse bile bindiklerinde selamlaşıyorlar hep güleryüzlüler...

Koşuşturan,gergin,yarış içinde olan kimse yok,herkes sakin ve huzurlu görünüyor.

Şimdilik bu kadar sizlere buradaki yaşantı hakkında fotoğraflarla yeni yazılar yazacağım,sevgilerimle...