Sayfalar

5 Ocak 2013 Cumartesi

İlk izlenimler

Daha önce yazdığım gibi kısa bir süre önce uzun yıllardır hayalini kurduğumuz Bodrum'da yaşamaya başladık.Metropollerde yaşamış birisi olarak kısa süre olmasına rağmen burada yaşamak bana çok kolay geldi.

Herşeyden önce trafiğin ve gürültünün hayatımızın çok önemli bir kısmını nasıl dumura uğrattığını sinir sistemimizi bozduğunu fark ettim.Burada trafik diye bir dert yok,yolda geçen zaman diye bir şey yok...

Gün uzun ve huzurlu,insanlar sakin ve doğal,samimiyet var...

Buraya gelirken arabamı satmıştım,arabasız yaşamak burası için çok geçerli bir yaşam tarzı.


En uzun yolculuk 15 bilemediniz 20 dk.sürüyor.Bu mesafeler için scooter en elverişli ulaşım aracı durumunda.Arabası olanların bile birer tane motorları var,arabalarını çok nadir kullanıyorlar.15 gün önce scooter'umun deposunu 20TL ye doldurtmuştum sürekli dolaşıyoruz hala yarım depom dolu :)) Marketlere,alışveriş merkezlerine pazara hep motorla gidiyoruz.

Evimizin hemen aşağısında pazar kuruluyor özellikle milaslı pazarcılar geliyorlar,sebze bol ucuz herşeyden önemlisi tadı var :) hele çintar mantarına bayıldık...bu mantar kış aylarında çam diplerinden çıkıyormuş akdenize özgü bir mantar türü...Beslenme düzenimiz değişmeye başladı,daha çok sebze,gerçek süt ve yumurta :)) bol bol mandalina...

Havalar çok iyi gidiyor,ısıtma aracımız elektrikli ısıtıcılar.Herkes montla dolaşıyor,uzun paltolarımızı kullanmayacağımızı şimdiden anladık.

Bodrum'da her türlü yaşam tarzı bir arada bulunuyor,bir anda kendinizi metropol hayatını hatırlatan dev alışveriş merkezlerinde bulurken bir anda köye ve dağ hayatına dönebiliyorsanız,yani canınız ne isterse :))







26 Aralık 2012 Çarşamba

Bodrum'da yeni yaşama başlangıç

Değerli Okurlarım;

16 Aralık itibarı ile Bodrum'da yaşamaya başladık.Yaklaşık 10 gündür evimizin eksikliklerini giderme ve yerleşmeyle uğraşıyoruz,sanırım bu faaliyet sürekli olacak :)

Burada günler uzun ve boş zamanım çok olduğu için işlerin büyük bir bölümünü zevkle kendim yapıyorum.Yani evimizin elektrikçisi,su tesisatçısı,duvarcısı,boyacısı,bahçıvanı olarak aklınıza gelen tüm tamirat işleri ile ben uğraşıyorum.Bu arada çok ustalaştım diyebilirim :))

Bodrum'da küçük işler için bile tamirciler yüksek fiyat istiyorlar.Hem bu masraflardan kurtuluyor hem de eğleniyorum.

Bu arada komşuluk ilişkileri İstanbul'a göre çok iyi durumda,tüm komşularımızla şimdiden görüşmelere başladık,kimi bu süreçte bize sıcak kahve,tost vs.getirirken bazıları da ihtiyacımız olursa arabalarını çekinmeden alabileceğimizi söylediler,sağ olsunlar hepsini şimdiden çok sevdik.

10 gündür hemen hiç klakson sesi duymadım,evimizden hiç bir araç sesi duyulmuyor,sadece ördek,kuş ve horoz sesleri duyuluyor.

Evimizin hemen yakınında bir çiftlik buldum,günlük süt yumurta ihtiyacımızı karşılamaya başladık,unuttuğumuz süt ve yumurta tadını yeniden hatırladık.

Burada kışın ortası sayılacak bir dönemde havalar çok iyi gidiyor,hatta dün denize girenler bile olmuş.Arada bir Bodrum merkeze gidiyoruz,trafik derdi yollarda sinir harbi yok,bu arada bir de scooter edindik,çok keyfli,burada en popüler ulaşım aracı.Benzinciye gidip,abi full yap dedim 20TL tuttu,şaka gibi :))

İnsanlar çok sıcak kanlı ve konuşkanlar,hemen sohbete hazırlar,minibüse bile bindiklerinde selamlaşıyorlar hep güleryüzlüler...

Koşuşturan,gergin,yarış içinde olan kimse yok,herkes sakin ve huzurlu görünüyor.

Şimdilik bu kadar sizlere buradaki yaşantı hakkında fotoğraflarla yeni yazılar yazacağım,sevgilerimle...

26 Kasım 2012 Pazartesi

NASA,Kennedy Space Center

Teknolojiye ve doğaya meraklı bir kişi olarak çocukluğumdan beri Nasa'nın faaliyetleri hep ilgimi çekmiştir.Amerika'ya giderken Cape Canaveral'da bulunan Nasa'yı görmek ilk düşüncelerimden birisiydi.New York gezimizi tamamladıktan sonra uçakla Florida,Orlando'ya uçtuk,uçuş yaklaşık 3 saat sürdü.Orlando'da otelimize yerleştikten ve Sea World, Universal Stüdyoları vs gezdikten sonra Nasa'ya nasıl gidebileceğimizi araştırmaya başladık.Araştırmalarımız sonunda Nasa'ya gitmenin en iyi yolunun bir araba kiralayarak gitmek olduğuna karar verdik hem sonrasında Miami'ye gitmek için de araba lazım olacaktı.


Sabah erken bir saatte kiralık arabamızı aldık ve yaklaşık 1,5 saatlik yolculuktan sonra Atlantik Okyanusu kıyısında bir yarımada üzerinde olan Nasa üssüne ulaştık. Nasa Amerika'nın uzay çalışmalarından sorumlu kurumu ve 1958 yılında kurulmuş yaklaşık 8000 çalışanı olduğu söyleniyor.


Sıcak havaya rağmen 1 saat gibi bilet kuyruğunda bekledik,üssü gezmek için farklı planlar sunuluyor hatta içlerinde bir astronotla kahvaltı yapma seçeneği bile var :))


Yukarıdaki fotoğrafta fiyat seçenekleri görülüyor.Üsse ziyarete gelenleri gezdirmek üzere çok sayıda otobüs hazırda bekliyor ve grup grup otobüslerle üssü gezdiriyorlar.Saha çok geniş olduğu için yaya gezmeniz mümkün değil.


Gezi çok ilginçti,birçok uzay projesinde kullanılan araçları görme hatta içinde dolaşma imkanımız oldu,aydan getirilen taşlara dahi dokunabildik :)


Gezi esnasında Uzay mekiğinin birebir kalkış similasyonuna bindik,gerçekten çok heyecan verici bir deneyimdi.


Geziyle ilgili ilginç fotoğraflarımı aşağıda paylaştım umarım beğenirsiniz...Eğer yolunuz düşerse Nasa mutlaka gezi programınızda olmalı derim...